Hep Aynı

2009-08-27 22:13:00

Hep aynı görüntüler uçuşuyor etrafımda, hep aynı görüntüler... Gece hep aynı gece aslında, değişen benim gözlerim... Gece hep güzel, hep giz dolu... Ama karanlığa açılan penceremin suskun camları hep bir başka gösteriyor onu bana; kimi zaman delicesine huzurlu, kimi zaman sessiz bir çaresizlik içinde, kimi zamansa korkunç, virane evler gibi... Vahşi kısraklar geçiyor gözlerimden; kalbimde her ayağında bir kanca olan bir kırkayak dolaşıyor... Ellerim acıyor... Sesim kısılıyor; avaz avaz, ölene kadar, ya da sen beni duyup gelene kadar bağırmak istiyorum!.. Olmuyor... Ağlayan sesim bana izin vermiyor, göz yaşlarım titriyor.Hep aynı soruları soruyorum kendime... Aynı sorular fakat farklı kelimelerle... Gece yarısı kimsesiz yatağımdan kalkıp, gün doğana kadar havada asılı kalmış, duvarlara kazınmış anıları seyrederken hep o bildik soruları farklı kelimelerle soruyorum kendime... Görüntülerden, yapaylıktan sıyrılan acım yeni bir yüz giyiyor ve imgelere hapsolmuş beynim vücuduma hükmedemiyor... Zaman zaman bir şarkının notalarında bulduğum huzur bir anda dağılıveriyor ve ben yine yapayalnız kalıyorum.Bazen bir ağrı saplanıyor gözlerime, düşlerim geçiyor aklımdan... Hele gökyüzünün lacivert gözlerini seyrederken elele tutuşmuş iki yıldız görürsem, içimdeki deli rüzgar birden kesiliveriyor ve ben geceye donuk gözlerimle bir selam verip, buz gibi kollarıyla beni sarmaya hazır duran yatağıma dönüyorum. Gündüzleri aç bir koşuşturmacanın içine düşünce, istemesemde takılıveriyor gülümseyen maskem yüzüme ve ben sırıtıyorum yalnızca... Binlerce düşünceyle bastırdığım duygularım ancak gece olunca bir kaç değerli düşüncemle birleşiyor ve bu yalnızlığımın sebebini soruyorlar bana... Cevap vere... Devamı

2009-08-27 14:27:00

Devamı

Gel Artık!

2009-08-27 14:21:00

 UZAKLARI YAKIN ET, GEL ARTIK!Kırık kalemimin gözyaşlarıyla ıslandı yalnızlık şatomun duvarları. Kanayan yüreğimin kan kırmızısı ateşini giyerken yitik düşlerimin silueti;  kanadı kırılmış bir kuşun resmini çizdi aşk aynasına Leonardo Da Vinci ruhum. Uzakları yakın et; gel artık! Sensizliğin dayanılmaz karanlığında müebbet aşka mahkûm olmuş çilekeş kalbim sevda şarkılarının notalarını hücresinin duvarına yazdı, kanayan parmaklarıyla. Feryadı yükselirken mutsuzluktan şikâyet eden bestekâr gönlümün, umut sokağında yankılandı seni çağıran türkülerimin hazin nağmeleri. Uzakları yakın et; gel artık!Yediği kurşunlardan paramparça olurken düşler atölyemin pencereleri, kırık camları süpüren bir çöpçünün ezikliğindeki çocukluğum saklambaç oynadı sonsuza dek prens ve prenses kahramanlarıyla. Uzakları yakın et; gel artık!Zamanın ırak yalnızlığındaki ruhlar bulvarındayım.  Hasret türküleri besteleyen kalbimin çığlıkları yankılanıyor çıkmaz sokakların kuytuluklarında. Unutulmuş şarkılar hatırına uzakları yakın et; gel artık! “Neşeli Günler” filminin sıcak atmosferindeyim, eski turşucu dükkânlarının özlemiyle yanıp tutuşan ruhlara yarenlik ediyorum milenyum çağının yalnızlığında. Uzakları yakın et, gel artık!Eski kitapların gizemi çekiyor kendine baharat kokulu kervansarayların loşluğundaki düşlerimi. Vuslatı özleyen hayallerim hatırına uzakları yakın et, gel artık!Evrenin beyaz karanlığında derin uykuya dalmış ırak umutlar ülkesindeyim. Ücra düşlerim fethedilmeyi bekliyor. Uzakları yakın et, gel artık!Hasret cehenneminde yanan şarap kızıllığındaki tutkularım, gözyaşları denizinde boğulmakta durmaksızın. Cennet gözlerindeki sevda ışıltısının hiç sönmemesi uğruna uzakları yakın e... Devamı

Gel Olur Mu?

2009-07-09 17:37:00

Yaşamak varken yaşamamış olmak,sevmek varken sevgiyi çok uzak dağ sırtlarına gömmek...unutmak varken herşeyi hücrelerine varana dek hatırlamak...bağıra bağıra konuşmak varken sessizliğin içinde aramak nedenlerini....Zaman ne zaman benim yönüme doğru çevirecek saatteki yelkovanları...yada ben ne zaman haykıracağım bütün gerçekleri tanıdığım bütün insanlara...sanırım çok zor olacak inandığım gerçekleri bir anda değiştirmek.... Aşk geliyor aklıma sonra sen geliyorsun nedensizce..kapılıp gitmek diyorum çok uzak diyarlara...bilmediğim köy kahvelerinde çaylarımızı yudumlamak sabahın en güzel hallerinde..sonra özgürce devam etmek ormanın derinliklerine...görmediğim güzelliklerde seninle birlikte senin güzelliğinle yaşamak.akşamın o dayanılmaz hafifliğinde uzanıp nehrin eşsiz melodilerini duymak sessizce...gece olunca seninle başlamak sabah yolculuğuna ve yolculuğun sonunu seninle tamamlamak....yani hep sen olmak.... Sen ne zaman ben olacaksın?ne zaman gelip alacaksın beni bu karanlık şehrin caddelerinden....o yolculuklara hangi saatlerde çıkacağız?ne zaman unutacağız geçen bütün zamanları....bu kadarmı imkansız herşey...yada bizlermi imkansısız....yada sen diye birşey yokmu?ben bir hikayemi yazdım sevdaya dair... Eğer bir gün gelecek olursan hani beni özlersen akşamın en güzel saatlerinde, vazgeçme olurmu!...sakında bırakma dönüş yolculuğuna çıktığında....beraberliğin en güzel tanımı yapalım birlikte sevgiyi... Peki biliyormusun neredeyim....yüreğinin götürdüğü yerde.... Gel olurmu?....... Devamı

Öyle Bir Şeysin Ki...

2009-07-09 17:33:00

Öyle birşeysinki sen;Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep dokunmak hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, kocaman bir yalnızlıktı payıma düşen. Payıma düşen herşeyi erteledim ama erteleyemediğim birşey vardı sana benziyordu. Su olsan dokunduğumda bozulurdun, bozulmaya birşeydin... Gidilecek bir yol olsan; sonu olurdu ..Sen sonu olmayan birşeydin...Uykuda görülecek bir rüya olsan, uyanırdım.. Beni rüyamdan uyandırmayan birşeydin. Seni dudaklarından üç ırmağım birleştiği yerden öpeyim desem aklına ırmaklar gelir.. Düşün ki bir dağdan aşağı iniyoruz ve dünyada iki kişilik türkü kalmış onu söylüyoruz; işte öyle birşeydin sen...Seni düşündükçe yoruluyorum desem; dünyann en büyük yalanı olur.. Yalanım yok.. Dünden bu güne ne kalır bilmem ama sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen ırmak gibi.Bana hep kendimi hatırlattın.. Uzaksın, yakınsın ,özlenensin ama bugün değil yarın gibi bir şeysin sen.Gecenin en karanlık yerinde küçücük bir ışık olsan bile istiyorum seni.. Bugün her ölümle biraz daha ölürken; ben seni düşündükçe, hayata dönüyorum yeniden...Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim köşe bucak.. Kim ne derse desin dönmeye niyetim yok..Bir kentin ortasında tek başıma kalsam da çığlık çığlığa bağırarak söylerim seni sevdiğimi..Sensiz dallarını yitirmiş bir ağaç gibi yapayanlız olurum ,kalabalığın ortasında olsam bile..Fırtınalı bir denizin en sakin limanı gibi birşeysin sen..ve o limandaki tek yolcu da BEN...... ... Devamı

Kalanım Ol..

2009-07-09 17:28:00

Bir bahara daha erişmeden ve beni sonbaharın koynuna bırakıp gitme ne olur...Beni bana bırakıp seni bana bırakmadan gitme...Dudaklardan çıkıp, ümide konacak bir çift güvercini, boynu bükük koyma yadellerde.Bir ümit ve korku tarlasında biten sen,bulduğuma sevinemeden daha hüzün denizlerinde ve dehlizlerinde kaybolma...Gözlerimden akan sızılarıma uzanırken ellerin, geceler boyu kirpiklerime takılıp kalan bir rüya gibi, gözümü kapattığım an görebildiğimsin. Gitme!Gelenim ol gidenim olacağına...Yarim ol,yavuklum ol,canıma can ol,yüreğimden uzak olacağına.Gözlerimdeki buğu sana yön tuttu, yüreklerdeki aşk senin adını sayıklıyor. Gitmek mi zor kalmak mı? Bunun hesabını yapma bir kez olsun...Bir kez olsun mantığını dinleme. Yüreğine kulak ver ve gitme...!Kalanım ol...Bölsünler çarpsınlar toplasınlar beni ama sen illa kalanım ol! Anlasana...Bir acılı yetim sevdanın gözlerinde tütensin. Bir muştunun nakaratlarında çırpınırken dillerim, bir güzel söz söylemeden daha, yola koyulup gitme...Ne olur!Garip yüreğimi yollarına serdiğimsin,Ayağına batan dikenleri düşman bildiğimsin. Gelenimsin. kalanımsın.Her gidişinle beni benden götürensin...Gece gündüz düşlerken vuslatı,tek istediğimsin...Söyle sevgili...Söyle yar..Nerelerdesin...? Devamı

Sensizlik Benim Canımı Acıtan...

2009-07-09 17:17:00

İçimde bir yerlerde büyüyen, sevdaya dair bütün sözcüklere direniyor, susuyorum..İnanılmaz ağırlaşıyor gitgide yükleri. Artık kaldıramayacağımı düşündüğüm bir anda, çöküyorum dizlerimin üzerine, ellerim toprağa değiyor. Bir kaç damla gözyaşı süzülüyor gözlerimden, düşüp karışıyor toprağa. Çok güç te olsa kalkıyorum ayağa çöktüğüm yerden kendi kendime. Çünkü hiç bir el uzanmayacak tutunup kalkmam için, biliyorum...Bir garip hüzün çöker insana,El ayak çekilince.Tek başına kalırsın dünyada,Etraf sessizleşince...Karanlık oyun oynar aklıma,Gölgeler dans edince...Esen rüzgarlar yüreğimde, üşütse de. Çöküp üstüme karanlıklara boğsa da beni gece , hiç bir yıldıza tutunamasam ayaklarından bile. Olmasa da sarılacak bir zerre umudum, bir küçük belkim.. Umrumda bile değil yalnızlık...Hayat, tek başımıza başlayıp, tek başımıza sona erdireceğimiz bir hikaye belki de. Gelenler, gidenler, sevenler, terk edenler birer oyuncu sadece. Oynayıp kendilerine düşen rolleri, virgüller, noktalar koyup, kelimeler yazıp, cümleler kuruyorlar bu hikayede. Kimileri siliniyor, kimileri kalıyor öylece oldukları yerde..İnan bu ev alışamadı,Hiç bir zaman sensizliğe..Şimdi sensizlik oturuyor,Kalkıp gittiğin yerde...İnan bana alışamadım,Hiç bir zaman sensizliğe..Şimdi sensizlik dolaşıyor,Çıkıp gittiğin bu evde...Ne yaptım da yoksun bunca zamandır? Herşey o kadar boş, o kadar anlamsız ki.. Belki de haşarı bir çocuk gibi, takılıp gitmişsindir bir bulutun peşine. En büyük korkum da bu.. Sen yokken ya unutursam dünyaya bakmayı? Issızlığıma ağlıyorum, sen yoksun, bende sessiz bir hiçlik.Yalnızlığa elbet alışır bedenim,Yalnızlıkla belki ... Devamı

Bir Ayrılığın İlk Günü

2009-06-06 11:32:00

Uğur Arslan - Bir Ayrılığın İlk Günü (Sanırım)Canım sevgilim, bugün ayrılığımızın ilk günüYürüyen kocaman açık bir yarayım şimdiRüzgar değdikçe sızlıyor, kanıyor her yanımNasılda ölesim var anlatamam ama,Senden başka birşeyle öldüremiyorum kendimiBundan bir yıl önce Taksim'de o muhallebicide, Yine susarak başlamıştık biz herşeyeTek kelime bile etmeden buyurmuştuk hayatlarımızın içineHerşey başladığı gibi de bitiyorduTek kelime bile etmeden vedalaşıyorduk işteBugün ayrılığımızın ilk günü sevgilimSanırım artık bende bittimBugün bir ayrılığın ilk günü sevgilimBugün ölmezsem bir daha hiç ölmem eminimBir ayrılığın ilk günü ölmeyenler,Bir daha da ölmezler bilirimBilirim, bilirim...Bugün ayrılığımızın ilk günü sevgilimSana mutluluk, huzur, saadet,Kendim için Allah'tan sabır dilerimBugünde ölmezsem, bir daha hiç ölmem eminimBir ayrılığın ilk günü ölmeyenler, Bir daha da ölmezler bilirimBilirim, bilirim...Sanırım birşey yok aramızdaAcırım aşksız yıllarımızaBundan böyle eksik bir yanımızlaYaşarız, yaşarız, yaşlanırızBaşımıza gelmesi imkansız diye düşündüğümüz şeyleri yaşamakla geçiyor hayatAşk önce damardan giriyor, sonra burnundan getiriyor insanınEn yakışıklı çağlarında kanıyor her yanınFilmin sonu hiç değişmiyor, Sarılmamış yaralarla doluyor her yanınBugün ayrılığımızın ilk günü sevgilimÖlüyorum acıdan, kendimde değilimSokaklarda yalnız yürüyemem ben,Sabahların kör karanlıklarında kalkıp işi de gidemem artıkYemek yiyemem, televizyon izleyemem, uyuyamam ki sensizSen olmadan hiç sinemaya dahi gitmedim ki benBugün ayrılığımızın ilk günü sevgilimÇaresiz, hareketsiz, ölmeye yakın bir uçurumun dibindeyimBütün cümlele... Devamı

2009-05-23 20:40:00

her şey düzeldi dediğim anda her şeyin başında olduğunu farkedince yıkılıyor insan. hayattan bir tekme daha yediğini tekrar bir uçurumun kenarına geldiğini ve sadece bir adımla dibi olmayan bir uçurumun içine düşüneceğini farkediyor. ne yapacağını ne diyeceğini bilemiyor. şu an bu durumdayım........... ağlamakla yetiniyorum. şu an tek istediğim şey hiç kimsenin olmadığı bir yere gidip delicesine bağırıp çağırmak hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. bir dalganın en tepesine taşınmış ve şimdi en sonunda kıyıya bırakılmış gibiyim. vakitsiz ikindiler yaşıyorum bir günün ortasında, vakitsiz gün batımları. vakitsiz susuyor dünya, ve vakitsiz konuşuyor. en çok da uyku zamanlarında.yatakta yatmak yerine oturup kafanı duvara yasladığında anlıyorsun bunu karanlıkta. kafanı duvara yaslıyorsun omzunla birlikte ve uğunuyorsun acıdan. ya da onu da yapamıyorsun. o zaman anlıyorsun sözün tükendiği yeri, ya da yakarmanın ne anlama geldiğini. nefret ediyorum hayattan yaşamaktan. her zaman kendi kendime konuştuğumda bazı şeyleri düşündükçe mutlu olduğumda içimde bir sızı olurdu. sonrada aklıma mutluluk bile acı veriyor çünkü sonu var biliyorum cümlesi gelirdi. şu an o sondayım. güle güle hayat beni bir kere  dahakaybettin... kazanma beni tekrar hayat bitir artık herşeyi öldür beni... lütfennn bıktım... ölmek istiyorum sadece...bu acıyı yaşamaktan herşeyden bıktım... offffff kimin umrumdaki bunlar ne zaman istediğim bişey olduki şimdi ölmeyi istiyorum... ama gerçekten istiyorum... Devamı

hayal bu ya...

2009-05-06 20:18:00

Aralasam gözlerimin pusuna bürünmüş penceremi usulca sokulur musun geceme..?Dönsem yüzümü rüzgara..Çeksem bana sunduğu kokuyu,"seni" taa içime..Islansa dudaklarım özleminin akıttığı gözyaşlarıyla..Silüetin canlanıp siler mi parmak uçlarıyla..?Sokulsam usulca koynuna..Nefes almaya korkarak dalsam gözlerine..Hiç kıpırtısız,heykele dönüşmüş bir bedenle gidersem özlemimi..Susmasan..Hep konuşsan..Anlatsan bana beni..Sendeki hikayemi..belki de bizi..Usulca haritasını çıkarsam yüzünün parmaklarımla..Küçük buselerle teyid etsem çıkardığım her adresi..Ve sen olsam..Sendeki ben olsam..Senin olsam..Damarlarıma doldurduğum sen ile uzasa gece..Biriktirdiğim kelimelerimi döksem bir bir..Toplasan benden dökülenleri..alıp yüreğine yerleştirsen..Tıpkı hep hayal ettiğim gibi..Şımarsam azıcık ama fazlasıyla seni şımartsam..Öpsem..Koklasam..Sımsıkı sarsam..Yetinmesem gördüklerimle aksam içine nefesinle..Sen olsam..Ah sen olsam..Başkaldırsam herşeye yaşananlara inat..Dimdik dikilsem mazinin önüne..Kazısam hiç olmamış gibi..Yok etsem..Dolaşırken parmakların saçlarımda kondurken küçük buselerini omuzuma mayışsam..Sımsıkı kilitlediğim gözlerimde oluşturduğum hayal dünyamızda kanatlansam..Seni de sürüklesem peşimden konduğum her buluta..Sek sek oynasak elele..Gülsek.. Eğlensek.. Çocuk olsak birlikte..Sonra sen yine bir anda büyüyüp bastırsan sıkıca göğsüne beni..Nefesimi kessen..Ürpersem hissettiğim teninle..Uzun iç çekişlerle kokunu çeksem ciğerlerime..Huzur olsan..Huzurum olsan..Canıma katasım var seni yine..Hadi kat kokunu rüzgara yolla bana..Ya da daha iyisi gözlerimin içine bakarak uzat elini..Huzur ol sana müptela ruhuma..... Devamı

Ben Onu Seviyorum

2009-04-28 19:40:00

BEN ONU SEVİYORUM... Şimdi yanında olup; İnmek vardı gözlerinden yüreğine. Akmak vardı ılık ılık damarlarında. Çırpınmak vardı kalbinde delicesine... Kalem olmak vardı sonra ellerinde Mürekkep olmak vardı, Beyaz kağıtlara ben diye yazdığın... Bir damla göz yaşı olmak Damlamak vardı mektuplara... Her nefes alışında, Derinden bir 'ahh' olmak vardı. Hiç hesapsızca dudaklarında... Ter olmak vardı şakaklarında. Nefes olmak vardı her sigaranda. İçki olmak vardı içtiğin yudum yudum. Yumruk olmak vardı masaya vurduğun... Asi olmak vardı zamana, Yırtarak geceyi. Sana koşmak vardı. Basmak bağrıma. Başını koymak omzuma. Seni sevmek vardı şimdi, Sevilmek deli dolu çılgınca... Sen olmak vardı. Senin olmak vardı. Sende kalmak vardı. Yeniden bir bütün olmak vardı. Hiç ayrılmamışcasına... Şimdi var gücümle bağırmak vardı imkansızlıklara. Ayrılığı kelepçe gibi kalbimize vuranlara. Ben ONU SEVİYORUM... Ben ONU İSTİYORUM... Ben SENİ SEVİYORUM... Ben SENSİZ ÖLÜYORUM... Kahretsin... SUSUYORUM! ! ! Devamı

Hayat İçin Gerekli Bilgiler

2009-04-22 18:57:00

İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma, acı çeken sen olursun İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşünSeni takmayanı sen hiç takma, konuşmayanla asla konuşma, Güvenmediğin biriyle asla flört etme Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme İnsanlara doğru değer ver, haketmeyenleri sil Kimseye yalvarma Asla dönüp de arkana bakma Sır tutmasını bil Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satmaHakettiğin sevgiyi alamadın mı? Kendini üzme, sorun sen değilsin Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et Seni dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle Kendini öven insanlardan kaç Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların öğütlerini gözardı etme Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üstüne sıçrar Kendinin herkesten daha önemli olduğunu unutma Sen istemediğin sürece tanrı dışında kimsenin seni üzemeyeceğini aklından çıkarma Gözyaşlarının değerini bil, onları haketmeyenler için harcama Sana bahşedilen zekayı kullanmayarak tanrıya hakaret etme Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma Kendini sev Alkol alınca kontrolünü yitirenlerle asla tartışma Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unut... Devamı

Aşkın hiç bitmediğini anlatan güzel bir hikaye...

2009-04-22 13:48:00

Evliliğinin bittiğini düşünenlere, yeni evlenenlere ve bekarlara Aşkın hiç bitmediğini anlatan güzel bir hikaye Evliliğinin bittiğini düşünenlere, yeni evlenenlere ve bekarlaraKocam bir mühendisti Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı Eşimin -birzamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyorduİş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştıSonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum'Bütün gece ağzını bıçak açmadı Düşünüyordu Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim Ondan ne bekleyebilirdim ki!Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu Son inanç kırıntılarım dakaybolmuştu'İşte mesele tam da bu' dedim 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim''Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var O çiçeği benim için koparmak, düşüpvücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâl'olacak Bunu benim için yapar mısın?'Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun ce... Devamı

Sensizlik Bende Saklı

2009-04-21 18:54:00

Devamı

Her şeyi bilmek zorunda değilsiniz...

2009-04-21 18:52:00

Herşeyi Bilmek Zorunda Değilsiniz Ama Herşeyi Bilmediğinizi Bilmek Zorundasınız... --------------------------------------------------------------------------------Hayatta her şeyi bilmek zorunda değilsiniz ama her şeyi bilmediğinizi bilmek zorundasınız. Bilmediğiniz mevzularda ahkam kesmeyin. Bir in-san her şeyi bilmekle mükellef değildir, öğrenmekle mükelleftir. Bilmediğiniz bir mevzuda size bir soru sorulduğu zaman "bilmiyorum" demek de bir erdemdir. Nezaketle bilmediğinizi söylemek sizi küçültmez aksine karşınızdaki insanın gözünde daha da büyürsünüz. İnsanların bir kısmı bilgisizdir, cahildir, bilmez. Ama daha esef verici olan diğer bir kısım ise cahildir lakin cahil olduğunun da cahilidir. Yani bilmez ama bilmediğinden de habersizdir. İnsanların bir kısmı her konuda kendilerini bir şeyler söylemek zorunda hissederler. Aslında bu, o insanın kendisini ispat çabasından başka bir şey değildir. Kendinizi ispat etmek için aşırı bir gayret göstermenize gerek yok, olduğunuz gibi görünün yeter. "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz." Sizin yansımanız, aynanız yaptıklarınızdır, lafa bakılmaz. Hz. Ali (r.a.) der ki: "Sözle herkese kılavuzluk etmeye kalkar ama amelde herkesten geriye kalır." İnsan, susturuluncaya kadar konuşmaktan ziyade adam gibi bir şey konuşuncaya kadar susmasını bilmelidir. Konuşmayı bilip de susmayı bilmeyenler gün olur başkaları tarafından sustururlar.Meşhur bir fıkra vardır, konuşmayı seven ama dinlemeyi beceremeyen "geveze" diye tabir edilen bir zat-ı muhterem bir seçimde milletvekili seçilir. Fakat daha sonraki dönemde seçimi kaybeder, seçilemez. Her topluluktaki konuşmalarında mevzu-sunun ana maddesi milletvekili iken yaşadıklarıdır. "Ben milletvekili iken..." diye başlayan konuşmalardan çevresindekiler bıkıp usanırlar ve konuşturmamaya, susturmaya karar verirler. Yine bir gün "Ben milletv... Devamı